Kamu Alımlarında Mütekabiliyet Düzenlemesi ve “Made in EU” Yaklaşımı
1. Düzenlemenin kapsamı
24 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilen 7590 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesiyle, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na “Kamu alımlarında mütekabiliyet” başlıklı Ek Madde 13 eklenmiştir.
Yeni düzenlemeyle Cumhurbaşkanına, kamu alımlarında yerli isteklilere, yerli mallara ve yerli malı teklif eden isteklilere tanınan hak ve avantajları;
Avrupa Birliği üyesi ülkelerde yerleşik isteklilere,
Avrupa Birliği menşeli mallara,
AB menşeli malları teklif eden isteklilere,
mütekabiliyet esasları çerçevesinde, ülke veya ürün bazında, kısmen ya da tamamen tanıma yetkisi verilmiştir.
Düzenlemenin temel işlevi, Türkiye'nin kamu alımlarında uyguladığı yerli lehine avantajların, karşılıklı muamele sağlanması halinde Avrupa Birliği ülkeleri bakımından da uygulanabilmesine imkan sağlamaktır.
2. Düzenlemenin Yetki Niteliği
Kanun değişikliği, AB firmalarını veya AB menşeli ürünleri doğrudan “yerli” kabul eden bir düzenleme değildir.
Yeni hüküm bir yetki maddesi niteliğindedir. Cumhurbaşkanı bu yetki kapsamında;
hangi AB ülkelerinin,
hangi ürün veya sektörlerin,
hangi hak ve avantajların,
hangi şartlar altında
kapsama alınacağını belirleyebilecektir.
Dolayısıyla AB’de yerleşik bir firma veya AB menşeli bir ürün, yalnızca kanun değişikliğine dayanarak bugün itibarıyla Türkiye’deki kamu ihalelerinde yerli isteklilere tanınan avantajlardan yararlanamayacaktır. Bu sonuç, hükümde yer alan “Cumhurbaşkanı yetkilidir”, “ülke ve/veya ürüne göre” ve “kısmen ya da tamamen” ifadelerinden anlaşılmaktadır.
3. “Made in EU” bakımından düzenlemenin önemi
Düzenlemenin kamuoyunda “Made in EU” tartışmalarıyla birlikte değerlendirilmesi anlaşılabilir olmakla birlikte, iki kavramın birbirinden ayrılması gerekir.
Avrupa Birliği, yeni sanayi politikası kapsamında kamu alımlarını yalnızca mal ve hizmet temin edilen bir alan olarak değil, Avrupa’daki üretimi, düşük karbonlu ürünleri ve stratejik sektörleri destekleyen bir politika aracı olarak kullanmaya hazırlanmaktadır.
Avrupa Komisyonu tarafından 4 Mart 2026 tarihinde sunulan Industrial Accelerator Act – Sanayi Hızlandırma Yasası teklifi; temiz ve AB menşeli ürünlere yönelik talebin artırılmasını, stratejik sektörlerde AB üretim kapasitesinin güçlendirilmesini ve dışa bağımlılıkların azaltılmasını amaçlamaktadır. Teklif özellikle enerji yoğun sanayiler, net sıfır teknolojileri ve otomotiv tedarik zincirine odaklanmaktadır.
Bununla birlikte Industrial Accelerator Act, 31 Temmuz 2026 itibarıyla henüz yürürlüğe girmiş nihai bir AB düzenlemesi değildir. Teklif, 2026/0068/COD numarasıyla olağan yasama sürecinde görüşülmeye devam etmektedir.
Bu nedenle “Made in EU” kavramı, bütün ürünlere uygulanabilecek genel ve kesinleşmiş bir menşe statüsü olarak değerlendirilmemelidir. Kavram, mevcut aşamada ağırlıklı olarak belirli stratejik sektörlerde kamu alımları, kamu destekleri ve sanayi politikası kriterleri bağlamında gündeme gelmektedir.
4. Türkiye açısından hukuki durum
Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği ilişkisi bulunması, Türk firmalarının AB kamu ihalelerinde otomatik olarak AB firmalarıyla eşit muamele hakkına sahip olduğu anlamına gelmemektedir.
Benzer şekilde, Türkiye'deki yeni düzenleme de Türk firmalarına Avrupa Birliği kamu alımlarında kendiliğinden yeni bir hak kazandırmamaktadır.
Ancak düzenlemenin önemi burada ortaya çıkmaktadır. Türkiye, Avrupa Birliği ile yürütülen ekonomik ilişkiler ve kamu alımları alanındaki mevcut uluslararası yükümlülükler çerçevesinde, kendi iç hukukunda da karşılıklılık temelinde uygulanabilecek bir mekanizma oluşturmuştur.
Bu mekanizma sayesinde Türkiye, ileride Avrupa Birliği tarafından Türk firmalarına veya Türkiye menşeli ürünlere belirli alanlarda eşdeğer veya karşılıklı bir muamele sağlanması halinde, buna kendi kamu alımları sistemi içinde karşılık verebilecek hukuki bir araca sahip olacaktır.
Bu durum özellikle;
çelik ve diğer enerji yoğun sanayi ürünleri,
elektrikli araçlar ve otomotiv bileşenleri,
batarya ve temiz enerji teknolojileri,
tıbbi cihazlar,
stratejik kamu alımları
bakımından önem taşıyabilir.
Ancak Türkiye’nin AB ürünlerine avantaj tanıması karşılığında Türk ürünlerinin otomatik olarak AB menşeli sayılması söz konusu değildir. Böyle bir sonuç, AB’nin nihai mevzuatına, ürün ve sektör kapsamına, menşe ve içerik kurallarına ve Türkiye bakımından geçerli olacak uluslararası yükümlülüklerin nasıl uygulanacağına bağlı olacaktır.
5. Sonuç ve değerlendirme
7590 sayılı Kanun ile getirilen Ek Madde 13, Türkiye'yi doğrudan “Made in EU” sistemine dahil eden veya Avrupa Birliği menşeli ürünleri genel olarak yerli malı kabul eden bir düzenleme değildir.
Bununla birlikte Türkiye, AB’nin gelişmekte olan Avrupa tercihi ve stratejik kamu alımları politikalarına karşı hazırlık yapmış, karşılıklı muamele sağlanması halinde AB firmalarına ve AB menşeli ürünlere belirli avantajlar tanıyabilecek bir yetki mekanizması oluşturmuştur.
Bu nedenle gelişme, Türkiye’nin Türk ürünlerini ve firmalarının gelecekte AB kamu alımlarında daha avantajlı veya eşdeğer değerlendirilmesini destekleyebilecek önemli bir iç hukuk adımı attığı şeklinde yorumlanabilir.
Düzenlemenin gerçek ticari etkisi, Cumhurbaşkanının bu yetkiyi hangi ülke, ürün ve sektörler için kullanacağı ile AB’nin Industrial Accelerator Act teklifinin nihai halinde Türkiye’ye ve Türk menşeli ürünlere nasıl bir konum tanıyacağı sonrasında ortaya çıkacaktır.
Not: Bu değerlendirme; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 7590 sayılı Kanun ile getirilen Ek Madde 13 ve ilgili Türk mevzuatı ile Avrupa Komisyonu’nun Industrial Accelerator Act teklifi (COM/2026/100) ve bu teklifin AB yasama sürecindeki güncel gelişmeler esas alınarak hazırlanmıştır.
Kaynaklar
